23 Temmuz 2017 Pazar

Yeniay: Bu Seferki Niyetler Daha Başka

Burada olan ve olmayan sangha üyelerinin hepsini öpüyorum kafasından.
Yeniay bugün! Yeniliklere gebe.

İkinci #28günyoga’mızı da tamamladık. Artık karar verdik ki saymayalım. Ay dönümlerine göre döngümüzü kurduğumuz için, ayın neresinde, kaçıncı gününde olduğumuzu göz ucuyla takip edip; işi yapacaklar listine işaret koymaktan çıkarmak amacımız. İçselleştirdiğimiz bu süreçte derinleşmek bir nevi. Siz bu döngüye bu ay katılmaya niyetleniyorduysanız, 1’den 28’e kadar sayarak gelin, katılın. 

Bu iki ay bana ne kazandırdı?

Sangha! (yoga cemaati, yoga sınıfı diyeyim)
Tüm sezon, altı ay boyunca aynı sınıfta bulunup, az çok muhabbetim olanları, sadece Şirince’de görüp "tokalaştığım" insanları "tanımayı", onlarla değişik (tarif edip anlamını azaltmaktan imtina edeceğim) bir bağ kurmamı sağladı. İki ay boyunca hiç birini görmedim ama haberdarım. Artık tanıyor gibi hissediyorum. Hatta iki ay boyunca her gün görüşsek, aşamayacağımız bariyerleri kendileri kaldırıp, bizimle paylaştıkları için, benle(okuyanları) kalplerinin en derinlikleri, en kırılgan halleri, en saçma(?) (Saçma: normalde göstermeye çekineceğimiz, bir tek kendimizde var sanıp, kabullenemediğimiz yanlar.) yanlarıyla tanıştırdıkları için hepsine minnettarım. Ve kendimi çok ama çok şanslı hissediyorum bu ailenin parçası olduğum için. 

Bu sangha ki, en kötü, uzun, manasız yazıp paylaşmakta zorlanıp, yine de oraya attığım yazılardan aldığım cevap ve dönüşlerle yalnız olmadığımı, benzer şeylerin hissedildiğini, bütün saçma(!)lıklarıma rağmen sevilebileceğimi, bir grubun parçası olabileceğimi, ait hissedebileceğimi anlattı bana. Mükemmel olmak, yazmak zorunda olmadığımı, kendimi açtıkça gücün oradan geldiğini hatırlattı. Çok şey öğretti. Bu alanı tutan, sebep olan hocamın işaret ettiği yerler ile tüm süreç yoganın “matı kıvırıp kaldırdığımızda” bitmediğini görüp durdum. 

Kendi adıma en önemli noktalardan biri de: bu kendine izin vermek, kendine merhamet göstermek ucu ile kendine aşırı baskı yaratıp, işkence etme arasındaki salınımı izlemek oldu. Gün geldi dövünüp durduk, vay yapamadım, erken kalkamadım, şunu yapamadım. Gün geldi, aman olsun, bugün de böyle, napayım. Ciddiyetsizlikten değil de işte insan bir kılıf giyip dolanıyor ya, hocamız yine her durumda çerçeveyi güzel çizerek alacaklarımıza ortam hazırladı hep.

Düzenli yoga pratiği
Artık her durumda, her gün yoga yapılabileceğini görüp, vücuda öğretince çok fazla bahane üretemiyorsun. Tüm iki aylık dönem boyunca iki kere yoga yapmadığım gün oldu sanıyorum. Ama ne yorgunluklarda, ne otel odalarında, ne insan kalabalıklarında, ne zamansızlıkta yapılabildiğini de öğrendim. Ona yer açmayı öğrendim. Where there is a will, there is a way! Burayı öğrendim ve güçlendirdim. Burası artık benim. Şimdi daha zayıf olduğum yerlerde gözlerim. Artık pratiği gün doğumuna taşımak kaldı kendi adıma, eforsuzluğa. 

Glutensiz & Şekersiz
Shadow Yoga* kitabımızda yazıyor, bir dieti ya da yemediğimiz bir şeyi zorla vücudumuza empoze etmek yerine, önce deneyimlemek lazım. O şeyi sindiremiyorsak, sistemimizden, beslenme düzenimizden çıkarmak lazım. 

Ben artık neredeyse hayatımın parçası olmuş gibi götürdüğüm glutensiz ve şekersizliğe tekrar 100% sadık kalayım istedim. Çünkü bunlardan minik miktarlarda ve gelişine göre aldığın zaman tamamen şekersizlik ya da tamamen glutensizlik etkisini göremiyorsun. Bir nevi körlük yaratıyor. 

Bu süreçte, sanırım geçen hafta pek sevdiğim Eti Keyfince’den yedim. Bir yıl öncesine göre şekersiz beslenme zaten bir sürü çikolata ve tatlı şeyi elememe sebep olmuştu. Önce 100% bırakıp, sonra yediğinde anlıyorsun, o özleyip yemek istediğin şeyin aslında çok da matah bir şey olmadığını. Keyfince daha önce güzel gelmeye devam edebilmişken artık listemden aşağı yuvarlananlardan biri oldu diyebilirim. Ne kadar şekerli, yapay tat diyorum. Tabii yemeye devam etsem hepsine alışıyorum ve daha leş şeyler tüketebiliyorum. 

Hamurlu şeyler yine öyle. Geçen bahsettim işte havaalanında yedim kruvasanları, anında mideme oturdu. Yorucu yani. Tamam göbeğe neden olmasa bu özelliğini göz ardı eder, hunharca tüketmeye devam edebilirim. Böyle ahkamlar kesmem:) Zaten tamamen glutensiz beslendiğinde o protein vucütta azaldığı için bir tablet ile takviye almak gerekiyormuş, bunu bütün çölyak hastaları bilmeliymiş, bilirmiş. Yoksa kemikler daha kırılgan hale geliyormuş. Ne bileyim oturur bunları anlatırım sürekli.:) Denge efendim, denge. Ama niye o şişkinlik oluyor, çünkü enflamasyon (tahribat) ve sindirememe:)

Yazma ve dahası Paylaşma
Evet yazmayınca kendimi tamamlanamamış hissediyorum. O gün o vitaminimi almamış gibi. Kendime o vakti ayıramayınca başka şeye harcadığım zamanlarda huzursuzlanıyorum. Ama burada da öğrendim ki, öyle anlar var ki, bir dost ile edeceğin kelam, ya da başka türlü geçireceğin öyle zaman vardır ki, varsın o gün de yazma. Değiyor. Yok yok her türlü bir titreme geliyor:)

İlk 28günyoga’ya başlamadan isteğim buydu. Yazıp paylaşmak. Yoksa bir kışı böyle yazarak geçirmiştim ama bir noktada kusamıyordum bunları! 

Eh bir de öykü, kurmaca yazmak adına niyetlerimizi belirledik. Şimdi son günlerdeki uzak duruş biraz sosyal medyadan da uzak durmak adınaydı. Sanmasın ki yazmadım. Evet öyküye ara verdim ama günlüğe, notlara devam ettim. Şimdi eski tempoyu yakalamak ve devam ettirmem lazım. 

Ya sonra?
Şimdi yeni döngüye dair niyetlerim daha içsel şeyler. 

Mesela ben bir duygunun içinde kalabilme konusunu öğrenebildiğimi sanıyordum. Nerde! Deli gibi korkuyorum! Bildiğimi, öğrendiğimi, anladığımı sandığım her şey gün gelip nanik yapabiliyor bana. Ya da yeni yanlarıyla yapıyor o naniği. Bu da onlardan. Bir duygunun üstesinden gelebilmenin yolu, içinden geçmek. (The only way out is through!)  Bunu biliyordum. Ama gördüm ki müthiş korktuğum, etrafından dolaştığım şeyler var hala! O yüzden hedefim cesur olmak, duygu içinde kalmak, içinden geçmeyi hatırlamak. 

Bir diğeri, körleşmeye başladığım pratiğimde, hayatın çeşitli durumlarında, duyarlılığımı kaybettiğim noktalarda, hatta 28gün niyetlerimde listeye tik atmak yerine, oraları gerçekten deneyimlemek. Hareket halindeki o süreçlerin içinde olabilmek. Güzel bir öykü çıkarmak değil de, o süreci yaşamak; bugün de nolursa olsun yogamı yaptım değil de, gerçek anlamıyla yogamı yapmak. 

Bunları zihnen söylüyorum. Niyetim kalpten yapabildim diyebilmek. Ve bunlardan birini yapıyorken tamamen yapmak ve yapmamışken de bundan vicdan azabı çekmeden yapmamak! Let's do it all the way. 

*Shadow Yoga/ Chaya Yoga- Shandor Remete

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

 
Take The Fake Cake