10 Temmuz 2017 Pazartesi

Bir Yoga Günlüğü - Gün 16: Kendime Not: Ayık Ol

Kaleiçi
Dün biraz bahsettim. Sabah rüya ve sınav etkisiyle kötü hissediyordum. Elvan'a teslim(!) ettim kendimi. Akşamdan söylüyordu, sabah kötü hissedersen sana homeopatik ilaç veririm, böyle yaparız diye. Canım benim, nasıl anaç zaten. Hepimizle nasıl alakalı sağolsun. Güzel grubuz vesselam. Benim bu ilgi alakaya ihtiyacım var bu aralar. Doyuramadığım, arsızca almaya açık olduğum bir şey bu. Sabah kötü olunca tamam dedim bıraktım(!) kendimi. 

Ne bu ünlemler açıklayayım. Hocamızın dediği gibi nasıl her çaba doğru çaba değilse, her teslimiyet ve bırakma işi de bizim aradığımız teslimiyet değil aslında. 

Shadow yogaya başlamadan bile okuyordum hocamın tek sistemde kalınması ve shadow yoga sistemine sadık olunması konusundaki titizliğini. 

Daha önce de bahsetmiştim. Eğitmenlik eğitimi bittiğinde, hem değişik hocalar göreyim, hem de farklı yoga "tarzları" bileyim diye çok programlı bir yoga okuluna gittim. Bir yandan çok önemli hocaların, kendime elzem gördüğüm eğitimlerini takip ediyorum. Dünyanın ucuna gitmeye hazırım o bileziği takmak için. Yoga CV'si dolduracağım. Her şeyi bileceğim. Hocama da yazmıştım. Oburluk demişti. :)

Shadow Yoga'ya başladıktan itibaren bir tek daha önceden eğitimine kaydolmuş olduğum Godfrey'nin eğitimine gittim ve duruldum. Hatta Ağustos'taki Moskova'daki Zender Remete'nin kursuna da gitmek istiyordum. Tamam istersin. Ama ben başka bir hırsla belki, bir açlıkla, belki de bir shopper'lıkla istiyordum. Zaman geçtikçe duruldum dediğim gibi, ihtiyaç duymadım.Hatta hocamın geçen gün okuduğum yazısındaki şu sözün beni etkileme nedeni de bu aslında. “Gerçek yoga eğitiminin arayışın bittiği yerde başlar”

Çok uzattım. Dün de bir halt yedim ki sormayın. Sözün özü; tek sistemde ve o sisteme sadık kalınmalı ve hocana güvenmelisin.

E bunları biliyorsun Burçe. Sorsalar ahkam kesersin. Hatta https://28gunyoga.wordpress.com/ 'da bazen okurken ya da dışarıda arkadaşlarımla bahsi geçince eyvah diyorum. Söylesem mi diyorum, haddime değil deyip çekiliyorum. 

Çiçeği burnunda bri yoga hocası olarak kışın kendimi ders vermek için hiç hazır hissetmiyordum. (Yazmak gibi) Arkadaşlarımın "E hadi bize ders versene, hem hocalığın gelişir, derste sesini bulursun, dediklerini, diyeceklerini oturtursun. Sonra da dışarıda da verirsin." teşviği ile başladım. Sonra "Burçe biz bir karar verdik. Bir işi iyi yapıyorsan bedavaya yapma. Sen de bu işi iyi yapıyordun. O yüzden ücretli olsun derslerin" dediler:) Bu sefer ciddi hocalığım başladı, başkalarına da açtım derleri. 

Zaman geçip işi inceliklerini gördükçe ve shadow yoga ve başka sistem arasında sıkıştıkça kendimi yetersiz hissetmeye başladım. Yanlış anlaşılmasın. Hocam çok çok yüreklendirici, her türlü soruya cevap vermeye hazır şekilde yanımızda hep. Pınar da bu sistem sıkışmasını ilk elden deneyimlemiş biri olarak çok çok rahatlatıp cesaretlendirdi, ilham verdi bana. ikisine de Minnettarım.

Pınarcım da bugün doğdu. Gün kutlu gün dostlar! İyi ki doğmuş sanghamın çiçeğu!

Ben korku ve yetersizlik hissedince, bende olanların da farkında olarak askıya aldım bu ders verme işini. Vermem gerekiyor gibi de hissediyordum bir yandan. Yine hocam doğru noktaya işaret edip çekip çıkarmıştı beni debelenip durduğum çukurdan.

Ben o olgunluğa, incelikli bilgilere, sebat ve özene sahip olana kadar durdurdum bu işi. Çünkü biliyorum ki çok önemli kendini kime, neye teslim ettiğin. 

Canım Elvan'ımı tenzih ederim bilgi, beceri ve tecrübe konusunda. Ben halt yiyip sistemleri karıştım! Sabah sınvar öncesi beni kahvaltı ettirip, akupunktur yaptı. Sonra ateş nefesi (bastrika)'ya geçti seri halde. Ben ortasındayken "Bir dakika yahu. Bu regl iken yapılmıyordu, yapılıyor muydu?" dedim. Onun sisteminde (kundallini) ilk iki gününde yapılmıyormuş, sonra yapılabilir. Biz shadow yogada henüz görmedik. Daha çok varmış ateş nefesine.

Bir yandan da hocamla günlerdir yazışıyoruz. Benim düzensiz periyodlarımı düzenlemek için nelere dikkat etmem gerekir, bana verdiği özel hareketler, nasıl ilerleyeceğiz vs. ile ilgili.

Sınav için yola çıktığımda rahatlamıştım. Sınav korkum geçti ama bambaşka telaş, korku, panik, pişmanlık, mahçupluk alev topu oldu, büyüdü tüm gün. 

Regl iken bırak meditasyonu, ilk dört gün yoga yapmıyoruz. Benim beşinci günümdü ve dolunaydı! Ben kalkıp neler yaptım, bir de karıştırdım. Hayır hocam bir mesai harcıyor, kafa yoruyor, ben şimdi ya düzensizliğimi iyice bozduysam. Bir de korktum nasıl diyeceğim bilemedim.

Evet ölmeyeceğim ama dikkatli uyanık olmak lazım. Ayık olmak lazım! 

Çalışırkem ilaç, doktor sevdalısı olan ben, son bir yıldır doktora gitmiyorum, ezbere ilaç zaten almam. Vücudumu daha bir tanıdığımı sandığım halimde ağrı kesici dışında bir şey bile kullanmıyorum. Cehaleti övmüyorum! Doktorsuzluğu da. İhtiyaç duymadım çok şükür diyeyim. Ateş, boğaz ağrısı, ishal, grip şu bu yaşadım elbette. (Bu hastalık-vücudu tanıma- yoga) ile ilgili de hem düşüneyim hem de yazayım sonra. ) Bildiğimi sandığım her şeyde hep "dur bakalım" diyip önüme geliyor tez vakitte. Seviniyorum.

Benim böyle zayıf bir yanım var. Hata yapmadan ya da deneyimlemeden öğrenemiyorum. Mesela şu an 100. Kekova turundayım. Koy isimlerini hep sorarım, Asla aklımda tutamıyorum. Tarihi bilgiler anlatılıyor ya mesela, Kaş'a döndüğümde haftaya sor bana hatırlamam. Benim süzgecimden geçip benim olmadı o bilgiler çünkü. Bilgi benim olmadan aklımda tutamıyorum. Ve öyle insanlara hayranım:) Bana birinin sufle vermesi gerekiyor önce, gerisi sonra geliyor. Görsel farketmişti bu yanımı. Senin eğitmini Almanya'daki bir sistemde alman gerekirdi demişti. Orada "sınav sisteminde" sufle (!) verilirmiş. 

E ben biliyorum karışmamalı. Hoca her ders, her harekette "regl olan şunu yapmasın, kırmızı kan bunu yapmasın, kahve ise şu yapılmasın, n. gündeki bunu yapsın" diye ısrarla hatırlatır. Hiç bir hocada görmediğim özen ve sabırla. Ama benim beşinci günü, beşinci günümde sormam gerekiyor.

Bilgiyi, hocamın kelamını önemsiz bulduğumdan, kulak ardı ettiğimden değil. Cidden öğrenme zorluğumdan. Çok mahçubum çok. 

Günah çıkartmam bitti. Sabırla okuduysanız teşekkür ederim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

 
Take The Fake Cake