7 Temmuz 2017 Cuma

Bir Yoga Günlüğü- Gün 13 - Eve Dönüş

Adrasan
Sabah 5:30a kurduğum alarmla kalktım. Fatoş ve Pınar ne güzel düşündüler. Erken kalkma timi kurduk. Whatsapp grubundan birer selam çakılıyor ve fazla vrittiye mahal vermeden yogaya başlanıyor.

Benim için sıkıntı alarmla uyanmak değil, uyanık kalmaktı. Geçtiğimiz günlerden deneyimlerim uykuya geri dönme, yorgunluğa yenik düşme, o an kalkıp yoga yapmanın o kadar da elzem bir şey olmadığına kanaat getirme(?) yönündeydi. Bu sabah kırmızı çadırda (reglimin) üçüncü günüm. Normalde yoga yapmıyoruz. Nedenlerini okumanızı tekrar tekrar ve şiddetle tavsiye ediyorum.  Ben en son Şirince kampına gitmeden regl olmuştum ve artık 7. Haftanın içinde regl olduğum için bu 28günyoga sürecinde hiç kenara çekilmedim. Ama Pınar’dan ve Defne Hocamdan okuduğum, öğrendiğim kadarıyla yoga yapamıyorsak yoga okuyabiliriz. Ya da gidip yoga köşemizde durabiliriz. Yani kırmızı çadır yan gelip yatma yeri değil.

Kalktım yine alarmla, Fatoş yazmıştı bile gruba. Gruba yazdım ama aklımda kırk tane tilki dolaşıyor, tekrar uyumam için yatağa çekiştiriyorlar beni.

Ogoların yazlığında aldım notebookumu, çıktım yukarıdaki balkona. Sabah serinliğinde kuruldum köşeme. İlk gözümü açtığımda, geceden beri aralıksız ötmekte olan cırcır böcekleri, güneşin doğuş dakikalarında tamamen susmuştu. Keşke şu an sabah seslerini şuraya aktarabilsem. Onlar susmuş, yerini birkaç ıslıkçı kuşa, kumrulara, kargalara bırakmıştı. Üşüdüm de biraz. Bu mevsimde ne büyük lüks diyip örtünme işine girişmedim hiç. Solumda ağaçların arkasında deniz ve dağların arasından güneş yükseliyo, turunculuğu ağaç dallarının arasında sıvışıp balkonu kucaklıyordu.

Önce bağdaş kurup, kapadım gözlerimi. Dinledim, kokladım, hissettim bu doğanın içindeki yeri, yerimi, kendimi.. Sonra hışırtılarla korkup açtım gözümü. Kuşmuş. Önceki gün gördüğüm küçük yılandan ötürü korktum bir kere. J

Defne Hocamızın blogundaki shadow yoga yazılarını okumaya koyuldum. Aralarında okuduklarım olsa da, tekrarında bile yeni şeyler keşfedeceğimi bildiğimden atlamadım bir diğerine. Ne garip daha önce okuduğunda aldığın ile şimdiki farklı oluyor.  “Gerçek yoga eğitiminin arayışın bittiği yerde başladığı” okuduğum shadow yoga- devam yazısı bu dediğime sadece bir örnek.

Ben tabi bu geçirdiğim uzun, düzensiz periyod sürecimde, yoga yapmaya ayak diretirken “allaaam regl olsam da yapmasam” dediğim anları biliyorum, şimdi doğruya doğruJ Yeniaylar, dolunaylar tembel öğrenciye sınav günü kar tatili gibi. Ama Adrasan’dan ayrılıp, Kaş’a geldiğim öğleden sonrasında artık yogayı özlediğimi hissediyordum. Yoga çalışmasıyla sabahtan o ince ayarları yapıp, dengeye getirdiği hal ile güne devam etmek ne kadar güzelmiş.

Bugün İstanbul’dan arkadaşlarım geliyor. Ben de biraz temizlik yaptım evde. Bir de abartısız bazısını iki, üç aydır ertelediğim işlerin ucundan tuttum. İnternetten halledebileceğim ama bir türlü elimin gitmediği şeyler var. Vergi ödemek, ceza ödemek, arabanın ogs/hgs işleriyle uğraşmak, telefon anlaşmamı yenilemek, düzenlemek vs vs. Bilmiyorum artık sabah erken kalkıp yol almanın etkisi miJ Tabii bunların iki tanesine girişebildim.  


Sabah yoga okurken “Ay bir de öykü yazsam şimdi.” diye geçiriyordum içimden. Ama bu okumayı baltalamak isteyen ses herhalde. Bir yandan da “of ne yazacağım ki şimdi” diye endişeli. Kurumuş kalmış. İkinci 28günyoga süreci başladığında MG’un ödevlerinden biri ile başlamıştım yazmaya ama şu an çok kuru geliyor orada yazdığım şey. Tamamlanmamıştı da, ama bir yere bağlanacağı yok gibi. Sabah bir saat balkonda okuma-yazma hayalleri sonunda girip yattım. Artık sonraki günlerde inşallah..


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

 
Take The Fake Cake