13 Haziran 2017 Salı

Gün 15 - Motivasyon



Bu sabah beş gibi uyandım. Kalkıp balkona çıktım. Havayı, denizi kokladım. Hafif serin, kapalı bir hava  vardı. Aslında yoga yapmak için tam da uygun vakitti. Günlerdir daha erken başlamak istiyorum yogaya. Alarmdan bağımsız uyanmıştım ne güzel ama tembelliğe yenik düşüp yattım. 10da ancak başlıyordum yogaya.

Hocam müzik yogayı bozuyor mu?

Aslında yine günlerdir ara ara olan bir durum. O da şu: zihnimde çalan müzik!

Hocam cidden bozuyor mu? Tam da Nihat Hatipoğlu’na yöneltilen soruların hayal dünyamızı genişlettiği şu dönemde nacizane sorum bu. Gözümüzün önünde uçuşan kahveler, kahvaltılar o  yoga olmadı demekmiş madem. Bu fondaki müzik de yogayı “sakatlar” mı şimdi?

Sezen’den vazgeçtim. Sabah sabahJ Baktım müzik bastırıyor, Defne Hocaya uzatıyorum mikrofonu. “...yediii,sekiiiz...tersine...biiiir, ikii,”

Neyse her seferinde dönebildim kendime. Ama bilinçli bir şekilde tutup zihni geri getirmek gerekiyor. Çünkü garip bir hal. Aktif şekilde oyuna girip rol almazsan, denize bıraktığın dibe süzülen bir nesneden farksız. Su yüzünde tutmak için elinin orada olması lazım. En azından benim için ve şimdilik böyle. Yoksa of hayaller, planlar, şarkılar, yiyecekler, hesaplar. Neler neler..

Kırmızı çadırı beklediğim şu günlerde karnımda şişlik olduğu için mayura ve udiyana yapmıyorum. Sordum hocama hanuman yapılıyormuş; regl biterken yapmıyoruz hanumanı. O yüzden bugün hanumanı da ekledim. Yeni regl düzenimi izliyor olacağım. Bakalım.

Sonra bugün ilk yelken dersime gittim! Meğer varmış Kaş’ta yelken klübü. Başladım hemen. Çok ama çok keyifliydi.

Sonra yemekti, sohbetti derken eve gelip ancak oturdum yazmak için.

Bugün iki farklı arkadaşımla konuştuklarımdan yola çıkarak söyleyeceklerim var. Shadow yogayı da soran çok arkadaşım oldu.

Bir tanesi iki, üç gündür evde hasta gibi olmaktan şikayetçi Ecehan. Canı hiç şey yapmak istemiyor. Bir diğeri yogayı bir ay çok motive götürebiliyorken bir ay tamamen kopuk geçirdiğini söyleyen Elif.
Ortak payda sanki motivasyonsuz olma hali.

Benim Kaş’tan önce Mart-Nisan zamanları böyle bir, bir buçuk ayı bulan bir dönemim oldu.
Bir Shadow yoga paranteziyle konuyu bağlayacağım!

Shadow Yoga
Shadow yoga bir okul adı değil. Yani İstanbul’daki Cihangir Yoga, Yoga Şala gibi okullardan değil. (Bu soru gelmişti evet! J ) Hatha Yoganın altında yoga geleneğine bağlı, disiplinli, zor ama gerçekten dönüştürücü bir sistem, shadow yoga. Farkı da prelüd dediğimiz hareket serileri, prensipleri, asanaları.. Benim hayatıma Defne Suman kitap ve blog yazıları okuyarak giren bir sistem. Detayı ve daha doğru anlatımı için http://defnesumanyoga.com/shadow_yoga.htm

Her ay bir haftalığına hocamız İstanbul’a gelip derslerimizi veriyor. Bir sonraki aya kadar bizim kendi yoga çalışmamızı her gün, aynı seriyi yaparak sürdürmemiz gerekiyor. Tekrar buluştuğumuzda yeni şeyler öğreniyor, neyi eksik / yanlış yapmışız bunları görüyoruz. Bolca tekrar, soru-cevap, yeni bilgiler ile bitirdiğimiz bir hafta ile yine sonraki aya kadar kendi kendimize yogamızı yapmaya devam ediyoruz.

Bu arada yoga haftalarımız gelirken yaklaşan derslere biraz bedenen de hazırlanmak gerekiyor. Dersin öncesindeki akşam hatta yoga haftasnda mümkünse içmiyorum. Alkol ertesinde yorgun olan beden ile çalışmak çok zor çünkü. Bir kere deneyimleyince sonrasında insan sakınıyor kendini. Zaten ayın o kısıtlı zamanında tüm potansiyelinle sınıfta olmak istiyorsun.

Sonra hocamızın öğütlediği üzere ertesi sabah ders varsa akşam altıdan sonra yeme, içme işlerini kesiyorum. Çünkü sindirim tamamlansın ve sabahın yedisindeki derste boş bağırsaklarla sınıfta olayım ve yine maksimum verim alayım istiyorsan şart. Alkole benzer, dolu mideyle, bağırsaklarla sınıfa gidip geçirdiğin bir dersten sonra zaten vücudun anlayış gösteriyor akşamdan yemek yememe isteğine.

Yine Defne Hocamla geçen sene başlamış olduğum ve bana yaradığını farkettiğim glütensiz şekersiz beslenme düzenim var. Arada kendime izin vermek ya da salmak  yoluna gitsem de genel olarak böyle ilerliyorum artık. O yoga haftasında daha dikkatliyim bu konuda da.

Sonra bu yoga haftalarında tutturmaya çalıştığım yeme-içme, uyku ve yoga için düzenlediğim sistem ayın geri kalan günlerine de sirayet etmeye başladı. Yoga olmaya başladı herhalde. Yoga hayatı düzenliyor zira. Düşünce kalıplarını, zihin dalgalarını düzenlediği gibi. Tüm öğretim senesi (Kasım 16- Nisan 17) boyunca kendi yoga çalışmamı az fireler vererek sürdürdüm. Bu yeni alışkanlıklar düzenini de.

Kasım’da başlayan shadow yoga kursumuz Nisan’da altıncı ayında tamamlandı. Mayıs’ta da Şirince’de bitirme kursumuz olacaktı. Böylece birinci yılını tamamladım shadow yoganın. Benim işi bıraktıktan sonraki yeni hayat sürecimde her şeyi yapabilir, her yere gidebilir durumdayken bu programa sadık kaldım. Nisan’ın sonunu bekledim hem bilerek hem bilmeyerek(!)

Nisan’ın başında altıncı ve son ders haftamızı geçirdik İstanbul’da. Sonra benim önümde bağlı olduğum bir yaratıcı yazarlık kursu bir de shadow yoganın bitirme ayağı olan Şirince planım vardı. Yoga dersleri vermeyi de bırakmıştım. Artık bir dönem kapanıyor ve benim yeni bir düzen kurmam gerekiyor gibi düşündüğüm zamanlar.

Bir yandan aile ağacı terapisi ve birebir terapinin devam ettiği süreç ve onların yarattığı bir yorgunluk vardı. Canım hiç bir şey yapmak istemiyordu. Hatta hasta olarak çok uzun zaman geçirdim. Yeme içmeyi de saldım. Artık evde yemek de yapmıyorum, sürekli her gün, bazen günde iki kere dışardan yemek söylüyordum. Pizza mı dersin, tatlı mı dersin. Hepsi var. Dünyanın sonu değil ama benim düzenime ait şeyler de değil.

Arada toparlıyorum, gidiyorum yine kahveciye, yazıyorum bir şeyler (günlük rutinden kesitler). Ama artık evden çıkmak istemediğim zamanlar. Zaten evden çıkma ya da eve dönmeme motivasyonum da evdeki mutsuzluğumdu.

Kendi başıma da yaptığım yogayı bırakmıştım.

Hocamın maili ile kaybettiğim, shadow yogada içimize yerleşen hoca sesi geri geldi. Diğer armağanlarıyla. Hem alınganlığıma, küskünlüğe yatkınlığıma, vrittilere kapılmaya elverişli olan zihnime ayna tutuyordu hocam; hem de içinden çıkamadığım günlük meseleler için bana fikirler veriyordu.

Neydi derdim? Sürekli hasta gibiyim. Evden hatta yataktan çıkmıyorum. Yoga çalışmamı bıraktım. Yazmak istiyorum ama motivasyonumu kaybettim. Blogumu güncel tutmak istiyorum. Paylaşıp bir yerele geliyorum ve bırakıyorum. Artık yazmıyorum da. Yeme-içmeyi saldım. Zaten çoğunlukla da görsel kaygılardan ötürü dikkat ediyorum. Evimde mutsuzum. Çekirdek aile dertlerim de bunlar, şunlar.. Hayatım nereye gidiyor, onu da bilmiyorum. Şu an n’apmak istediğimi de. Dahası bitecek mi bu mod? Bitsin çünkü çok sıkıldım. Hep böyle mi gidecek? Ne kadar süreceğini bilmemek çok korkunç.

Aslında çoğumuz hayatın bir sürü döneminde burada buluyoruz kendimizi. İş hayatı en yogun, en başarılısından, evli-çocuklu en “mutlu”suna kadar benzer süreçlere kapılıp, bunun daha kısasını ya da bir ömür denebilecek kadar uzununu yaşayabiliyoruz. Son bir yılda çokça arkadaşımı dinledim. Çok benzer. Aynı derdimiz hep. En sosyal kelebekten, en yalnız, içe kapanığına aynı durumda olabiliyoruz.

Bugün bunları diyen Ecom’a bir çözümüm yoktu benim de ama hocamın bana sorduğu sorular beni bugüne sürükleyen önemli etkenlerdendir. Yani blogumu güncellemeliyim, düzgün beslenmeliyim, mutlu olmalıyım, aktif olmalıyım vs neyse o “olması gerektiğini” düşündüğün şey, OLMAZSA NOLUR? Soru bu. Olmazsa kim olurum, ne olurum?

Bunlara verilen samimi cevaplar bir yerlere götürüyor insanı. Ya da bir bırak, yaşa o süreci. İçinden geç bakalım.

Bu #28günyoga da motivasyon ve paylaşımlarıyla beni Kaş’ta yalnız ve boşlukta, amaçsız hissetmekten alıkoyan pek nadide bir şeye dönüştü.

Defne hocam “Yazmak için de bir arkadaşınla sözleşebilirsin. Her hafta bir post koyacağım bloga diye söz ver, ve o kişi seni takip etsin mesela.” diye pratik formüller veriyordu. Şimdi işte her gün yazmak için motivasyon #28günyoga.

Ya da canım yogamı yapmak istemiyor kesinlikle, yaptığımda da çok özensiz yapıyorum. “Her gün yoga yaptığın alana git. Gerekiyorsa öylece dur. Ama orada zaman geçir. O gün özensiz mi? O gün de öyle olsun. Bugün böyle ama yarın çok özenli yapacağım de. Yoga yapmak istemiyorsan yoga oku.“ diye gönlüme sular serpti.

Ben yoga için nasıl mı motive oluyorum? Ya da benzer hiç bir şey yapmama süreçlerinden nasıl mı çıktım? İşte anlattığım gibi. Herkes için tek bir formül verilemez ama düşünme sistematiği böyle seyrediyor az çok. Ya da shadow yoga benim hayatımı böyle düzenledi/düzenliyor diye özetleyeyim.
Eh şimdi de görüyorum ki tüm #28günyoga cılar benzer dertlerden muzdarip. Aynı iniş çıkışları yaşıyoruz. Hocamız da yanımızda zaten. Yazılarıyla, birebir alakasıyla.

Öyleyse bol şans! Bol yogalı, yazılı zamanlar ! Ha bir de şu parçayı iliştireyim:  Handel- Sarabande

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

 
Take The Fake Cake