2 Haziran 2017 Cuma

Bir Yoga Günlüğü:Gün 4


“Daha iyisini bilene kadar, elinden gelenin en iyisini yap. Sonra daha iyisini bildiğinde, daha iyi yap. “ 


Dünkü rakı sonrası 2 gibi yatmama rağmen 6’da uyandım. Bir buçuk saat yataktan telefonla oynamak suretiyle çıkmadım. Bizim kızlar uyanmadan, erkenden yogamı yapayım istiyorum ama yatak da çok çekici. Bu arada uyandığımdan itibaren ayaklarım buz gibiydi. Evde bütün yerler taş parke. (Öyle mi deniyor artık.) Ahşap değil. Shadow yoganın matsız pratiğine engel değildi bugüne kadar. Can (Prana) gitmiyor ayaklara belliJ

Başladım yapmaya. İndirastanada (sırtta ellerin çarpraz birleştiği hareket) eforsuz kavuşan sol taraf bir tek o ve ertesi güne özeldi. Şu an olmuyor.

Telaşsız, sakince yaptım prelüdleri. Asanalara geldiğimde zihnim daha bir coşmaya başladı. Tam tersi olması gerekmiyor mu?

Farkındayım ki zihnim bir pratik yol bulmuş, alışkanlık haline getirmeye hazır. Keyfine göre yutuyor hareketleri. Öyle olunca geri dönüp sırası geçtiği için de yapmıyorum. Bugün badrastana, birinci savaşçı yutulanlar arasında. (tamam suçi-malasana yaptığım için onu da yapmasam olur). Supta padangusthasana ise “bugün yapmayayım”lardan. Biraz ezbere girdi sanki, kolaya kaçıyorum. Bir bakayım buna.

Asanalarda bağdaş pozisyonunda, eller arkada bağlı nefesi boşaltıp önce sol dize, sonra yine boş nefesle sağ dize dönüyoruz. Şöyle hissettiğimi düşünüyorum: “Bak içimde şuralar buruluyor, buralar açılıyor, kapanıyor herhalde. Nadilere hizmet ediyor bu sanırım hmm” diye. Sonra dedim ki: “Acaba nadi diye bir bilgi anlatılmasaydı bana böyle gözlemler(!) yapıyor olacakmıydım?” Ne bileyim hoca deseydi ki: “İçinizde papatyalar şeklinde enerji odaları var” dese, yok canım benim nadiler gibi böööyle uzanan kanallarım var, içinde de vayular esiyor” mu diyecektim? Bilgi geliyor ve hayal gücümüz onunla sınırlanıyor herhalde. Çok da şey yapmamak lazım deyip, bu fikri kağıttan yelkenli yapıp, zaman denizine bıraktım. Uygun vakitte, gerekli kıyılara ulaşması için. Adını bilmiyordum, Ayça’ya sordum şimdi. Nadi Nodaşana; adı üzerindeymiş. Amerika’yı yeniden keşfetmeye de gerek yokmuş. Acaba aklım nerelere gitmiş bunlar sınıfta konuşulurken. Geçen bahsettim, Şirince'de sınıfta not almadım çoğu şeyi. Aklımda ne kaldıysa artık bakalım diye. (Amaan, deli miyim ne.)

Pratiğim bittiğinde artık enerjim de tamamen bitmişti. Günlerdir süregelen yüksek enerjili pratiklerden çok farksız. (bkz. #alkol, #azuyku) Ben kendi pratiğimde hiç savasana yapmıyorum. Asanalar ve soğumaları yapıp bitiriyorum. Sanki öyle yaparsam daha enerjik devam edeceğim de savasana ile bitirirsem daha mayışık olacakmışım gibi geliyor niyeyse. Yogaya ilk başladığımda tüm o “saçma hareketlere” sırf savasana için “katlanıyordum” meselaJ Yarınki pratiğe bir savasana ekleyeyim ben.

Sonrasında hala yorgun ve uykuluyum. Ayaklarım da buz gibi işte. Yar bana bir Prana medet!




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

 
Take The Fake Cake