7 Haziran 2017 Çarşamba

Bir Yoga Günlüğü: Gün 9 - Bugün de böyle bir gün

Nesin Matematik Köyü - Şirince

Dün geceki alkol performansından sonra çok yorgun uyandım sabahın erken saatlerinde. Yok baktım yapamayacağım. Öğlen dışarıda kahvaltı yapıp kendimi eve attığımda da midem çok doluydu tabi yoga için. Akşam mı yapsam diyorum. Benim sabahları yapmayı sevmemin bir nedeni de o ince ayarlarım yapılsın da güne öyle devam edeyim. O yüzden bir çoğumuzda okuduğum, “#28günyoga olmasa bu gün es geçebilirdim”  durumu benim için de geçerliydi. Başka zaman akşam yapmayı düşünmeyebilirdim bu ruh halinde. 

Biraz zaman geçince baktım midem rahat, başladım yapmaya. Samapada’da yine düşünüyorum sanghayı. Yok bağlanmış hissedemedim. Biraz nefes alıp verdim derken ilerliyorum pratiğimde. Hızlı bir tempodaydım. Bugün de mükemmel olmasın, her şeyi yapmayacağım. Biraz özensiz demeyeyim de çok da dert etmeden. Parantezleri yapmadım, stanaların da arasından seçiyorum: o “birini yaptıysak diğerini yapmasak da olur”ları.

Bu tempoda ilerledikçe git gide güçlendiğimi hissettim. Güneşe selamda ardha bujanga’dan çaturanga, oradan aşağı bakan köpeklere geçerken güç doluyum. (Normalde zorlanıyorum bu geçişte, çoğunlukla yapamıyorum, ya da diretmiyorum.)

Ayakta çember çizerken kollarımı iç nefesin kaldırdığını ve lolaasana’da öne gelen ayaklarımı kuvvetli mula bandhanın getirdiğini hissediyorum.

Mayuraasana’yı duvarda denedim dün Ayça’da okuyunca. Öncesinde süpürgelikler hisazındaki ayaklarımı yavaşca duvarda yukarılara yürüterek kaldım burada. Hızla asana kısmına geçtim buradan da. Bir bağdaşta alnımı yere kısa süre koyup, hemen soğumalar için khaki-udiyana kısmına geçtim. Burada biraz karıştı işler: udiyanaları atlıyorum, nefes almaya geçiyorum vs. Çorba olsa da hiç asana yapmadım deyip savasana ve sonrasında ayaktaki soğumalar ile bitirdim. Savasanayı khaki sonrasına koyabiliyor muyduk?

Son samapada’da belki biraz daha kendime gelmiş, daha içindeydim sangha ile olan bağın. Plaja geldim ve her zamanki yerimde yazmak için açtım laptopumu. Ne zaman ki bizim blogumuza bir bakayım deyip Tansel’in yazısını okumaya başladım, o zaman  gerçek anlamda hissettim o bağlantıyı!

Bir yandan pratiğimin bazen ezbere bağladığından bahsetmiştim. Ama şu durumu dile getirememiştim: Gerçekten bakmıyorum. Tansel’de okumak iyi geldi, yüzleştirici oldu. İç bacaklar nasıl, derin dokularda neler oluyor. Hele savasanalar. Zaten savasana öyle bir yer mi acaba? Neydi acaba? Bir yandan bu paragrafı da silsem mi diyorum. Bakıp bakmamak kısmına da takılasım yok zira.

Bugün keyifsizim gerçekten. Yorgunluk etkisi mi, dolunayın gelişi mi bilmem.(atayım topu şöyle sağa sola!)  Ama bloga girip, yazmaya oturup aralarında olduğum grubu düşününce “öeğh gerçekten başka şeylerle ne diye kafamı yoruyorum” dedim. Şimdi de aklımda sabah yatakta alkol yorgunluğuyla debelenirken okuduğum Banu’nun bugüne dair dileği şimşek gibi çaktı: bir an bile olsa bu dünyaya neden geldiğinizi hissedin inşallah

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

 
Take The Fake Cake