5 Haziran 2017 Pazartesi

Bir Yoga Günlüğü- Gün 7

650 yıllık sakız ağacı - Akyaka
Defne Hocam #28günyoga kapsamında yogamızı yapıp, deneyimlerimizi paylaştığımız yazıları tek bir çatı altında topladı. https://28gunyoga.wordpress.com/ adresinde buluştuk. Diğer yazıları ve yazarları buradan takip edebilirsiniz. Benim için de herkesi bir arada bulacak olmak şahane oldu! Ayrıca yazıyorsanız katılmak için üye olun siz de. Bugün yedinci gündeyiz ve ben diğer bir sürü arkadaşımın da yoga, yazı, hayat sürecine tanıklık ediyor olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Hepsinden çok şey öğreniyor ve motive oluyorum. Yoga yapmayayım, yazmayayım, uzaktan izleyeyim diyenler de buyursun. 

Bu sabah pratiğinde Pınar’ın bizim sınıfla dersine eşlik etmekti gayem. Saati 6:45’e kurdum. Saat 7’de yogaya onlarla başlayamadım ama treni son anda yakaladım ben de. Kalktıktan sonra biraz zaman geçmesi gerekiyor sanırım yogaya başlamam için. Şirince’de de saati kurmadan yatıyordum. Ya uyanırım ya da biri uyandırır artık diye. Bir gün derse on beş dakika kala saolsun Burçin uyandırdı beni. O gün de anladım ki daha önce kalkmam lazım benim:)  Sınıfa girince kendime gelmiştim o ayrı tabii.

Yogamı yaparken bizimkilerin İstanbul’da bir arada olduğunu biliyorum. Farkettim ki özledim sınıf derslerini :) O pozda daha uzun tutsunlar beni; nefesi birlikte uzatalım, tutalım, verelim, tutalım; bunun için düşünmeyeyim de hocamın ritmini takip edeyim; atladığım hareketlerin adları, sıraları dışarıdan gelsin bir hatırlatma olarak. Kendi başıma biraz kısaltmalar kullanıyorum ister istemez. 

İlk başlarda bahsettiğim, pratik sırasında gelen “ay bitecek mi, ohooo daha çok var” düşünceleri yok artık. Gayet sakin, hareketlerin ve zamanın içine yayıla yayıla yapıyorum pratiğimi. Ayrıca bugün vacrastana, indirastana parantezlerini de yaptım ama birinci savaşçıyı yine unuttum. Sondaki navaasana, suptayı yutup direkt yogaasanaya geçiş yaptım. Bu da bozmak istediğim ezberlerden. 

Tüm eğitim dönemi boyunca, ayın o haftasında dersler için bir araya geldiğimizde, bazen kocaman bir hareketi atlamışım, tüm ay boyunca hiç yapmamışım. Ya da doğru yapmamışım. Bunları görüyordum. Şimdi sabah sınıfta olmak isterken biraz da buydu motivasyonum. “Acaba unuttuğum bir şey var mı, sınıfta olsam görürdüm bak.” Bir mini tembellik durumu sanırım. Notlara tekrar detaylı bakmam lazım, günlerdir erteliyorum:)

Dizlerimdeki çıtırdamalar azaldı iyice. Virastanada rahattım o yüzden. Biraz fazla rahat(!) Baktım çöküp kalkarken kolaya kaçıp dizleri kırıyorum. Geçen Pınar’ın yazdığı gibi bir iç ses, hocamı hatırladım hemen. Defne hocam sınıfta olduğu gibi odada etrafımda dolaşıyormuşcasına özenle yaparak devam ettim. 

Bir de mayurasana benim favorim.:) Enerjimi yükseltiyor. Bugün ayaklarımı yerden pıt pıt fırlatma girişimlerim oldu. Dışarıdan fok balığı gibi gözüküyordum herhalde. Güldüm halime:)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

 
Take The Fake Cake