11 Haziran 2017 Pazar

Bir Yoga Günlüğü: Gün 13 - Öp Dostunun Kafasını Gözünü

Photo: Özgür Göçmen
Gece dışarlarda olmanın doğal bir sonucu olarak az uykuyla ama erken saatte açtım gözlerimi. Sanırım iki saat kadar baykuş gibi baktım etrafa, telefona. Biraz gözlerimi kapasam da yok uyuyamam zaten. Yoga yapmak için de kendime gelmiş oldum. Yorgun da olsam başladım.

Samapada’da “Nefesi tüm yüzünüze, yüzünüzdeki tüm gözeneklerle alın” diye sesleniyor(!) hocam bu sabah. Isınmalarda ilerlerken “Hm sınıftaki gibi olmadı” diyorum bu “deri solunumuna”. Yine hocam “O zaman sınıfta yaptığın bir şeyi eksik yapmışsındır.” Belki dilin üst damağındaki yerine vurguydu o eksiklik bugün.

Zihnim biriyle muhabbete girip, bir şeyle meşgul oldukça tutup hocamın yanına götürüyorum yine. Sayma sesi ile ritmi hatırlayıp, o hareketler esnasında dikkat edilecek noktalar ile beni pratiğimde tutan şey bu, günlerdir. Zihnimde dönen şeyler de gün sohbeti, çay, kahve sohbeti tadında mevzularJ.

Huzurluyum. En eski, en yakın dostumlaydım. Bu kadar hızlı geçen, bir sürü değişim barındıran bir ayın içinde bahsetmiştim ya bir sabite ihtiyacım vardı. Sarıldığım dost Özgür işte. Yanımdaydı sonunda oh!

Topraklanmak gibi. (klişe yogacı! tabirlerinden) Ama yok cidden. Ayaklarımı yere bastıran, ayna tutan insan. Terapist ve yoga hocası da ayna tutar demiştik ya. Onlar "çirkinliklere", düğümlere ya da gölgelerimize ayna tutarlar. Bizi geliştirmek için.

Sağlam ve samimi bir dost ise, o da yapar bunu. Ama güzelliklere de tutarlar o aynayı. Daha da güzelleştirirler. (Şimdi arkadaş şudur, dost budur vıcıklığını yapmak değil niyetim. Şu “bir dostu olmalı insanın heblele hödele”  paylşımlarını hiç sevmem ama yazı ona sarıyor.)  O zaman sen hatırlarsın kim olduğunu, neyi hakettiğini, değerli olduğunu, sevildiğini.

Sarılın dosta demişti hocam ropörtajında ya da yazısında. Siz de eğer bu yazıyı okuyorsanız arayın bence dostunuzu. Kafasından, gözünden öpün.


Gönderdim birkaç saat önce İstanbul’a. Dolu dolu iki gün geçirdik. Geldiği gece “Bu kadar kısıtlı zaman olmasa, şu an bu kadar konuşuyor olmazdım. “ diyip güldürdü meselaJ Ben de yazmasam mı, yoga yapmasam mı diye geçirdim aklımdan bu iki günde, daha çok vakit geçirmek için. Ama bu ses çok cılızlaştı artık. Çalıştırılan kasın güçlenmesi gibi bu #28günyoga’nın kazandırdığı disiplin. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

 
Take The Fake Cake